www.Turkmedya.com
Perşembe, 08 Ocak 2009
Turkmedya.com Google 
Anasayfa |  Sitene Ekle |  Üye Girişi |  Künye | İletişim  
İL PORTALLARI

Almanya
Hollanda
Fransa
Kıbrıs
Ülke Seçiniz

Add to Google
Add to Google
Mustafa MUTLU  -  Vatan
mmutlu@gazetevatan.com
Yazı boyutu            
Ayakçı gazeteci şimdi de ‘Artık benim kulağımı çekiyorlar’ diye böbürl
Ayakçı gazeteci dün yine bana saldırmış köşesinde... Neden sorularımı yayınlamadan önce bana doğru bilgiyi verecek kişilere ulaşmıyormuşum?
Sadece kendisine servis edilen bilgileri haberleştiren bu Köşk yazarı, bizim gibi dişiyle tırnağıyla bilgiye ulaşmaya çalışan meslektaşlarının halini bilmez elbette... Gönderilen soruların aylarca yanıtlanmadığını, unutturulmaya çalışıldığını bilmez...
Özellikle siyasetçilerle ilgili bilgilerin, kulaktan kulağa nasıl inanılmaz bir hızla yayıldığını... Bir gazetecinin görevlerinden birinin de doğal olarak, o soruları mertçe sormak olduğunu bilmez...
Belki de ülkeyi sarsabilecek nitelikteki bu dedikodu kazanlarını söndürmenin tek yolunun, “mertlik”ten geçtiğini bilmez...
Peki ne bilir bu “ayakçı gazeteci?”
Sadece “dostları”nın kendisini kullanmak için sızdırdığı bilgileri yazmayı bilir...

***


Dün yine böyle bir dostuyla sohbetinden söz etmiş ve şunları yazmış:
Geçenlerde ‘kıyak gazeteciler’ tarafından sorularla saldırı hedefi yapılan bir devlet adamı, ‘Ben bunları yazanlara artık kızmıyorum okumuyorum çünkü’ dedi ve ekledi: ‘Esas kızdığım, o gazeteleri çıkaran grupta beni iyi tanıyanlar... En başta da patronları... Bulunduğum her görevde Türkiye’nin yararına olacağına inandığım için onların başarısına da çalıştım icraatlardan yararlandılar. Bir-iki kez, teşekkür mahiyetinde gönderdiği bayağı kıymetli hediyeleri kendisine iade ettim. Benim ne kadar tok, ne kadar müstağni olduğumu bilmesi gereken biri, tersini yazıp duran yanı başındaki bu kişilere gerçeği neden söylemez?”
(Türkçemle dalga geçen bu çok bilmişin bozuk cümlelerini size okutmak zorunda kaldığım için özür dilerim!)

***


Böyle bir yazıdan sonra “sormazsınız” da ne yaparsınız?
Haydi ayakçı gazeteci bırak şu “kıyak gazeteci” muhabbetini de yanıt ver:

* Sözünü ettiğin devlet adamı kim? Abdullah Gül olabilir mi? Neden ismini yazamıyorsun? Gazetecinin “açık açık yazamayacağı bilgileri” reddetmesi gerektiğini hiç duymadın mı?

* Eğer bu devlet adamı Sayın Gül’se... Suudi Arabistan Kralı’ndan aldığı hediyeleri kamuoyuna açıklayıp sorulardan kurtulacağına, neden sana serzenişte bulunduğunu hiç düşündün mü?

* Ona bir kez olsun, “Kral’ın size getirdiği hediye ne” diye sordun mu? Kızının düğününde takılan takılar konusuna girdin mi?

* Sorduysan ve gerçekleri öğrendiysen bunu kamuoyuyla paylaşmak senin görevin değil mi? Yoksa senin asli görevin “sır saklamak” ve “devlet adamları” nın yakınmalarını gazete patronlarına iletip gazetecileri, yazarları işten attırmaya çalışmak mı?

* Sana benim hakkımdaki bu yazıları yazma fikrini (emrini) de o “dost”un vermiş olabilir mi?

***


Bu Köşk yazarı dünkü yazısının sonunda yine İsmet İnönü’nün gazeteci kulağı çeken eline takmış...
İnönü’nün, “zor soru”lar soran ve kendisine yakın bulduğu bazı gazetecilerin kulağını çektiğini, onların da bu hareketi “göğüslerindeki madalya” olarak gördüklerini yazmış... Sonra da eklemiş:
“Şimdi o madalyaları ben takıyorum.”
Ne yalan söyleyeyim onun bu saatten sonra “kulak çektirmekten zevk almak” dışında bir seçeneği kalmadığını biliyordum da...
Bunu “madalya” olarak görüp, böbürleneceği benim bile aklıma gelmezdi!
Haydi İnönü’nün kulaklarını çektiği gazeteciler ona “zor soru” sorabiliyorlardı...
Peki bu beyefendi bugüne kadar Abdullah Gül’e, Recep Tayyip Erdoğan’a hangi “zor soru”yu sorabildi ki, kendisini madalyaya değer görüyor?
Kulağının sadece iyi “ayakçılık” yapamadığı zamanlarda çekildiğini neden gizliyor?

***


Bana gelince:

Ben zor-kolay demem, durmaksızın soru sorarım. Hem de öyle “özel kalem”lere, faksla, e-mail’le falan değil okurlarımın gözü önünde, açık açık...
Ama değil Gül ve Erdoğan, yattığı yerden Atatürk çıkıp gelse kulağımı çektirmem!
Böyle bir olayı yaşamak durumunda kalırsam,hemen istifa ederim onun yaptığı gibi “o madalyaları şimdi ben takıyorum” diye övünemem...
Çünkü onur diye, gurur diye kavramlarım vardır benim!
Onları kaybedersem yaşayamam...

*****


GÜNÜN SORUSU

Almanya’daki Deniz Feneri Derneği’nin davasında görevli savcılar, toplanan paraların Türkiye’ye aktarıldığını söylemiş...
Her fırsatta “temiz eller”den söz eden ve “Garip gurebanın nafakasına göz dikenlere göz açtırmayacağız” diye efelenen Başbakanımız, bu konuda neden susuyor acaba?
3.259.909  ÜYE  
Email:
Şifre:
ÜYE OL  |  Şifremi Unuttum

İlk-Orta-Lise-Üniversite
OKUL ARKADAŞINI BUL
  Lütfen İl Seçiniz
  Lütfen İlçe Seçiniz
  Lütfen Okul Seçiniz

Anasayfa
Belediyeler
Bilim & Teknoloji
Çevre
Dünya
Eğitim
Ekonomi
İş-Kariyer
İslam
KOBİ
Kültür/Sanat
Magazin
Medya
Polis/Adliye
Röportaj
Sağlık
Şirketler
Siyasi Partiler
Spor
Yaşam

Bilişim
Eğitim
Finans
Franchising
Gıda
İnsan Kaynakları
Medya
Otomotiv
Reklam
Sağlık
Sivil Toplum Kuruluşları
Tekstil
Telekom
Tüketici
Turizm
Ulaştırma
Yapı Endüstrisi
 GAZETELER
 TELEVİZYONLAR
 İNTERNET MEDYASI
 RADYOLAR
 DERGİLER
BelediyeMeydani.Com Bir İnternet Holding A.Ş. İştirakidir. © Copyright 1996 - 2008