Türkiye, her zamankinden çok daha hızlı bir değişim içinde. Bu hareketlilik şimdi siyasete yansımaya başladı. Son zamanlarda AKP, CHP ve MHP politikalarında gördüğümüz farklılaşmayı sadece seçimlere yönelik hamleler gibi değerlendirmek gerçekçi değil. Türkiye’nin iç hareketliliği artıyor, siyasi partiler ülkenin dönüşümüne ayak uyduracak politikalar üretiyor. Bu süreci ve arkasındaki dinamikleri anlamak zorundayız.
Bugüne dek, “Türkiye gerçeklerine yönelik doyurucu analizler” yeterince yapılamadı. AKŞAM Gazetesi, oluşan bu ihtiyacı gidermeye taliptir. Yarından itibaren büyük bir diziye başlıyoruz.
Ülkemizin sosyolojik hareketliliğinin yönünü ilk kavrayan parti AKP oldu. Zaman zaman popülizme kaysa da yeni gerçekliğe ilişkin politikalar üretti, bu sayede iki dönemdir iktidarda kalmayı başardı. Siyaset rekabetin alanıdır. AKP’ye karşı şimdi CHP ve MHP’nin çok akılcı bulduğum hamleleri duyuluyor. Üstelik her iki muhalefet partisinin yaklaşımları AKP’nin de başka bir alanda kendisini dönüştürme gayretlerinin zamanlamasıyla örtüştü. “Sistem muhalifi AKP”, devlete yakın bir parti haline gelirken, “sosyal demokrat-koyu laik CHP” muhafazakâr kesime, “Milliyetçi MHP” de Alevi toplumuna yaklaşıyor.
Kimlikler ve kültürler üzerinden siyaset yapmanın ötesine geçiliyor. Sağlam, yeni bir zemin inşa ediliyor. AKP’nin haksız rekabet avantajı elinden alınıyor. O, sloganlaşan “Türkiye’de türbanı CHP çözer” cümlesi her zamankinden daha çok konuşuluyor.
Diğer yandan, söylemlerin giderek benzeştiğine tanık oluyoruz. Partiler birbirlerinin tabanına doğru atılımlar yaparken önemli bir soru ortaya çıkıyor. Her parti birbirine benzerse tektipleşme sorunu derinleşmez mi? Siyasetteki çeşitlenme arayışı darbe yemez mi?
Ben aksini düşünüyorum.
AKP ve devlet, CHP ve türban MHP ve Alevilik eşleşmeleri siyasal yelpazede çoğulculuğu destekleyecektir.
Süreci, Başbakan Erdoğan’ın, “tek bayrak, tek vatan, tek millet” söylemi tetikledi. AKP, “devletle çatışan parti görünümünden” uzaklaşıyor. Erdoğan Kürt kesimle ilişkisini DTP üzerinden değil doğrudan kuruyor. İkinci olarak AKP “askerle çatışan” kimliğini terk etti. Laiklik konusundaki spekülasyonlar yerine, öncelik terör ve Güneydoğu konusu oldu.
CHP ise yoksul kesimlerin solla irtibat kurması gerektiği fikrine sarılıyor. Dinle ilişki bu açıdan önemliydi. Açılımı sadece yerel seçimle ilişkilendirmek eksik bir değerlendirme olur. CHP, Türkiye’nin bütün katmanlarıyla iletişim kuran bir kitle partisine dönüşüyor.
MHP de benzeri bir süreçten geçiyor. Kürt sorunu konusunda bence çok önemli ve Türkiye’nin yararına bir duruş sergilemişlerdi. Kitleleri provoke etmeyen ve sokağa dökmeyen bir duyarlılık gösterdiler. Şimdi Alevi vatandaşlarımızla sıcak bir yakınlaşmanın işaretlerini veriyorlar.
Belki de “büyük bir uzlaşma” sloganının tam zamanıdır.
Bu süreçte, Türkiye Cumhuriyeti kurucu ideolojisine geri dönülüyor. Kendisini Türk sayan herkesin Türk olduğunu kabul eden bu büyük bakışa tekrar kavuşuyoruz. Elbette farklı alt kimliklerimiz olacak ancak hepimizi birleştiren asıl kimlikte buluşuyoruz. Geniş kitle uzlaşmadan yana ve çok renklilik, çok seslilik siyasal arenanın hakim iklimi haline geliyor. İşte
AKŞAM bu zenginliği yansıtan kitle gazetesi haline gelecek.
Biz, değişen Türkiye’nin farklı gözlerden çok çeşitli bakış açılarıyla değerlendirilmesini yapmak istiyoruz. AKŞAM’da yarından itibaren başlatacağımız diziyle Türkiye gerçeğine biraz daha yaklaşmak arzusundayız. Çeşitli disiplinlerden uzman isimlerle röportajlar başlıyor. Yaşananların arka planını size sunmaya çalışacağız. Yansız ve bilimsel isimlerin görüşlerini dikkatinize sunuyoruz.