GEÇENLERDE bir yerde “Şu 68 kuşağı!” dedik, “Ne kuşakmış, sağcısıyla, solcusuyla, tek amaçları Türkiye idi... Daha güzel bir Türkiye, daha eşit bir Türkiye, tam bağımsız Türkiye... Kavgaları buydu, yanlışları olsa bile...”
Dinleyenlerden biri biraz da müstehzi sordu:
“Şimdi neredeler?”
Ve birkaç isim saydı:
“Bunlar da 68’li değil mi?”
Biz “Evet, onlar da 68’li ama...” derken, atıldı:
“Dönekler desene şunlara!”
“68’li kavramını lekelemeye dilimiz varmıyor!”
* * *
KEŞKE bu tartışmayı yaptığımız gün Şükran Soner’in kitabı çıkmış olsaydı: “Bizim 68’liler” (x)
Şükran Soner de “68’li”dir...
Nedir bu 68’lilik diye sorarsanız, Şükran Soner anlatır:
“1968 kuşağı, bizim 68’liler, aydın-genç insanın ülke sorumluluğu üstlendiği toplumsal değerler içinde yetiştiler. Dünyayı, Türkiye’yi, insan haklarını, demokrasiyi sorgulayan sol, sosyal açılımların, örgütlenmelerin içinde yer aldılar. Türkiye’ye biçilen sol, aydınlanmacı, sol gençliğin açılımlarıyla ters düşünce de, en çok onlara bedel ödetilerek, toplumsal reflekslerin körletilmesi gerekti. Yaşananların özeti bu olsa gerek.”
* * *
GAZETECİ için “tarihin tanığı” derler, Şükran Soner’in tanıklığı sadece gazeteci olarak değil, gençlik ve işçi hareketleriyle dolu bir tanıklık, şanslı bir tanıklık...
“Büyük İşgal, Kanlı Pazar, 6. Filo, Mustafa Kemal Yürüyüşü, 15-16 Haziran İşçi Olayları, İlk Banka Soygunu, Cumhuriyet Yönetiminde Darbe, Nadir Nadi’nin İstifası, Üniversitede Skandal ve 12 Mart Dönemi.”
* * *
“68’liler”in macerası, cumhuriyet tarihinin bir bölümüyle, en hareketli dönemiyle bütünleşir, örtüşür. Şükran Soner bu dönemi yaşamış ve yazmış... Kimlerle tanışmamış, ne “efsane liderleri” tanımış, dönemin canlı tarihi gibi kitap...
* * *
PEKİ, Şükran Soner bu kavganın içindedir de, neresindedir?
Mesela Kemal Türkler’e mi yakındı, yoksa Abdullah Baştürk’e mi?
Şükran Soner, kendisi hakkında dosya tutan polis şeflerinden birinin, onun için söylediklerini yazarak kitabını noktalar:
“1968 olaylarında da tüm sol örgütlenmelere aynı derecede yakındı, elinden gelen desteği verirdi. Ancak hiçbirinde örgütlü üye değildi. Bütün solcuların yanında yer almak, genel karakteri sayılabilir.”
* * *
EVET, gazeteci tarihin tanığıdır, ama Şükran Soner gibi tanıklık...
Gönlündeki ve kafasındaki düşüncelerini kimsenin, kimselerin emrine sunmadan...