Mustafa Sarıgül, DSP'ye geçti. Kendisine yazık etti! Hele de dün DSP'ye katılımında yaptığı konuşma, "camiyi bilen, merkeze açık politikacı" imajını zedeledi.
Sadece CHP'ye vurmak için kendi doğrularını çiğnedi. Bugün CHP'de çok önemli noktalarda olabilecekken, Hıncal Uluç gibi siyasetten anlamayan usta bazı kalemlerin dolmuşuna geldi.
"Erken öttü", kendisini bir anda ihraç edilmiş buldu. Yılmaz Büyükerşen'i kazanmak isteyen CHP'nin aynı şekilde "tek başına takım olan" Sarıgül'ü de her şeye rağmen içinde tutmalısı gerektiğini düşünenlerdenim.
Şimdi, yerel seçimlerde DSP'nin Türkiye genelinde yüzde 1'in üstünden tutunmasını sağlamaktan başka bir işlevi olmayacak. Yani Sarıgül'ün DSP'ye faydası olacak, DSP'nin ise Sarıgül'e zararı! Sarıgül, büyük olasılıkla gün gelir DSP'nin başına geçerim diye düşünmüş olabilir.
Ama bence "bağımsız" kazanıp, gücünü gösterse, siyasi geleceği için çok daha iyi bir adım atmış olurdu. Çünkü gün ola harman ola! Kendisi daha gencecik, sevilen bir siyasetçi.
FENERBAHÇE GERÇEKLERi...
İstediğiniz kadar kızarsanız kızın, ileride yapayalnız kalan Guiza'nın koşmaktan gol atmaya dermanı kalmıyor. Acilen önlem alınması lazım. Guiza her eve lazım bir futbolcu. Katletmemeliyiz! Selçuk, artık Avrupa çapında bir futbolcu haline geldi. Hızla milli takımın kaptanlığına koşuyor. Gökhan, yıllığı 300 bin Euro'ya oynayacak futbolcu olmaktan çıktı. Tek başına takım haline geldi.
Volkan'ın acele Belçika'yla (sevgilisi oradaymış) bağlantısını kesmek lazım. Çünkü her an "Şabanlığa" kaçabilecek bir karakteri var! Lugano'suz Fenerbahçe defansı düşünülemez hale geldi. Uğur Boral, ha patladı ha patlayacak.
Dünya çapında star olmaya koşan genç futbolcuyu Avrupa'ya kaçırmamak lazım. Carlos, 3. baharını yaşamaya başladı. Edu, istikrarın kralı haline geldi. Kazım Kazım şımarıklıkları olmasa, en sert liglerin bile aranan oyuncusu haline gelecek. Tek sorunu, ego tedavisine ihtiyacı olması.
"Ben değil takım" dediği gün uçacak! Alex, eninde sonunda toparlayacaktır. Her eve lazım! Fener'e gelmiş en iyi yabancı futbolcu! Artık ailenin değişmez bir ferdi! Aragones'e "viagra takviyesi" şart. Tekniği biliyor, enerjisini artırmak lazım!
Aziz Yıldırım bırakmamalı!
Eğer bir nevi "kongre taktiği" değilse, Aziz Yıldırım, mayısta başkanlığı bırakmaya karar vermiş. İnanasım gelmedi. Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'nin gelmiş geçmiş en başarılı başkanı. Öyle tek sezona bakıp, bırakması gerekmiyor. Bence, Aziz Yıldırım başkanlığa daha yeni başladı. Altın çağını yaşatıp borcunu ödemeden camia yakasını bırakmamalı!
Islık anonsu!
Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde dikkatimi çekti. Stat anonsçusu, Beşiktaş atağa geçtiğinde zaman "Islık, ıslık" diye anons yaptı. Arada kaynadı sandı ama kaynamadı. Futbol kurallarına aykırı olduğunu sanıyorum. Olmasa bile yapılmamalı. Seyirci "komut" gelmeden ıslıklar o başka ama, saha avantajının "anonslarda" bu şekilde kullanılması çok ama çok ayıp!
Denizli’nin alkış yanılgısı
Mustafa Denizli, geçmişte Fenerbahçe'ye şampiyonluk tattırmış bir teknik direktör. Camianın sevdiği bir isim. Maçı şeref tribününün önünden izliyorum. Tam bir marşa alkışla tempo tutulurken, Mustafa Denizli, kulübedeki yerini aldı. Kulübenin hemen arkasından gelen alkışları kendisine sandı.
Dönüp, dönüp seyirciyi selamladı, gülücükler dağıttı. Fenerium'un centilmen seyircisi de, Denizli'nin "alkışları üzerine alınmasını" fark etti, ama bozulmasın diye çaktırmadı. Gazetelerdeki Denizli'nin Fenerbahçe tribününe elinde çiçek, gülücükler dağıttığı fotoğrafların asıl öyküsü de bu işte!