Amin!!
O yüce “sesleniş” ile başlayalım evvela...
“Layığınızla yönetilirsiniz...”
Öyle..!
Layığımız budur, çok şükür...
Ve gene, çok çok çok şükürler olsun ki; böyle değerli büyüklerimiz var üniformalı, üniformasız!.. Bu sıcakta, o toplantı senin bu toplantı benim, koşturup duruyorlar Ankara bozkırında!.. (Gerçi toplantılara yetişmek için koştururken kullandıkları 600 Mercedesler beş yıldızlı tayyare konforundadır ama olsun!.. Temmuz sıcağında Karpuzkaldıran’da golf kovalamaya, ya da Akdeniz koylarında tekne muhabbetine benzemez ya!..)
Niye koşturup duruyor bu değerli büyüklerimiz?!.
Bizim için!..
Bizi yönetmeye layık oldukları için!..
Hııı!.. Peki biz kimiz!!?
Ahaa..! İşte bunun cevabı meşkûk!!
Neden “meşkûk?!” peki...
Michael Jackson için gıyabında cenaze namazı kılan başka ülkeden ahali duydunuz mu (Mardin’de kılındı), ya da...
Karısı ve altı çocuğunu öldürdükten sonra yargılandığı mahkemeye son söz olarak “Yüce adaletinize sığınıyorum, beraatımı talep ediyorum!.” diyen, müebbete çarptırıldığını duyunca da teessüründen şak diye düşüp bayılan başka bir ülkeden vatandaş haberi kulağınıza çalındı mı? (Sürmene canavarı...)
Veyahut..!
Memur maaşına ancak ellidört lira zam yapılabilirken, İspanya’dan teneşire bir fısırık borcu kalmış ihtiyarı, futbola katkısı olacak diye topluma kakalayıp, sonra enkazın altında ezilen NATO müteahhidinin, bu enkazı kaldırmak için bir kalemde 4 milyon euroyu sokağa attığını ilan etmesine rağmen, kendisine bir tek satır sual edilmemesini sağlayan ortamı olan başka bir ülke var mıdır!!?
Peki, yüzde onüç küçülen ekonominin başındaki iktidar partisinin, yedi yıllık egemenliğinin hâlâ tek güç olarak sürmesine teveccüh gösteren başka bir devlet ahalisi var mıdır?!..
O halde tekrar edelim..
Malzeme bu, yapı bu!..
Layığımız budur çok şükür...
Teğetistan!.
İşte bu ahval ve şerait içerisinde gayet mesut bir topluluğuzdur evelallah!..
Bizi layığımızla yönetenler ikna ettiği için “krizin teğet geçtiği” konusunda bir şüphe yoktur kafamızda...
Bu cümleden olarak sadece İstanbul Karaköy genelevinde sermaye olabilmek için altı bin kadının vesika sırası beklemesinin dahi izah tarzı mevcuttur şu liberal teşebbüs çerçevesinde, yeniden dünya düzeni kriterleri içerisinde ve memleketin, fırsatlar ülkesi minik Amerikalaşması yolunda işaret vermesi açısından da sevindirici bir durumdur...
Bu ahali isterse bozulan metrobüsleri elbirliği ile iterek elin gavuruna tercihli yolların yürümekle aşınmayacağını da ispat etmiştir hem!..
Yani işte uyum budur!..
Devlet millet uyumu!..
Nasıl ki, “devlet” abesle iştigal konusunda olağanüstü gayretliyse!..
Milletin de geri kalır tarafı olabilir mi!!?
Manzara-i umumiye...
Bu ahengi bozacak çıkıntıların çatlak sesleri de var tabii!.. Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) Başkanı Canip Karakuş, “Türk siyaseti artık belge, darbe tartışmasını bıraksın” diyor. Sana ne kardeşim, sen işine baksana!.. (Darbe işi de her cenahın ekmek davası dimi ama!!?)
Esnaftan ve de eşraftan olan bu zat, “Ticaret sektöründeki yüzde 25.4’lük küçülmeye karşılık bankacılık sektöründeki büyümenin yüzde 10.8 olması da anlamlı...” diye ortalığı da bulandırıyor. Bak, bak, bak!.. Teğet kuralına karşı bir muhterem!..
Gerçi şöyle bir durum var..
“Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 13.8 küçüldü. Bu oran, 1945 yılındaki yüzde 15.3 küçülmeden sonra Türkiye tarihinin en yüksek küçülmesini gösterdi. Bu orana yakın en yüksek küçülme yüzde 13 ile 1927 yılında görülmüştü. Böylece Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve 1929 dünya ekonomik krizini atlatan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bile görmediği küçülme, mevcut krizde ortaya çıktı.
Türkiye, geçen yılın son çeyreğinde de yüzde 6.2 küçülmüştü. Böylece ekonomi iki çeyrek arka arkaya daralarak resmi olarak resesyona girmiş oldu. ”
Olabilir, ne var bunda?!.
Şimdi şöyle bir bakalım, Ankara zevatının koşturmalarındaki saltanat harcamalarında bir gerileme söz konusu mudur?!! Ya da devletin tepesi, özel uçağı saltanat kayığı gibi kullanmakta acze düşüyor mu?.. Mercedeslerin modellerinde eskime, benzinlerinde azalma var mı?..
Belediye başkanları, iktidar hanedanları milyarlık düğünlerini aksatıyor mu?!.
Ahalinin gönlü kırılmasın da diye, elin tekaüt gavuruna futbolcu diye milyonlarca dolar avuç avuç dağıtılırken, bir sıkıntı var mı!!?
Eee tamam işte, varsa da sıkıntı değil teğet o, teğet..
Ankara’da, paşanın kağıdı ile nazırın belgesi birbirine sürtünüp teğet geçtikçe, Sürmene’de kafayı yiyip ailesini kurşuna dizen vatandaş “masumum” diye tahliye istiyor..
Mardin’de de Michael Jackson için namaz kılıyorlar;
“Er kişi niyetine..!”
Sağlığımız eyidir!..