ANKARA
Cumartesi, 10 Ocak 2009
Turkmedya.com Google 
Anasayfa |  Sitene Ekle |  Üye Girişi |  Künye | İletişim  
Ankara Ana Sayfa
İLÇELER
KATEGORİLER
Anasayfa
Belediyeler
Çevre
Eğitim
Ekonomi
İş-Kariyer
KOBİ
Kültür/Sanat
Magazin
Medya
Polis/Adliye
Röportaj
Sağlık
Şirketler
Siyasi Partiler
Spor
Yaşam

Almanya
Hollanda
Fransa
Kıbrıs
Ülke Seçiniz
Add to Google
Add to Google
DELİ YAŞAR
Yazı boyutu            

Karasenir Çocuğu Deli Yaşar

Her köyün bir gülü vardır. Bana görede Cebirlinin gülü

köyünün yerlisi değildi. Sanırım aslen Yusufuşağı köyünden olsa gerek. Bana sorulursa Deli Yaşar

bir Karasenir çocuğuydu. O Karasenirin her köyüne gider, o köylerde rahatlıkla geceler, karnını

doyurur ve o köylüler Deli Yaşarın ihtiyaçlarını giderirlerdi.

Deli Yaşarın en sık uğradığı köylerin başında hiç şüphesiz Cebirli köyü gelirdi. Ayda en az birkaç

defa uğrar, birkaç haneyi ziyaret ederdi. Cebirliler deli Yaşarı çok severlerdi. Onu yedirirler,

içirirler, banyosunu yaptırırlar, traş ederler ve evlerinde yatırırlardı. Cebirliye geldiğinde Deli Yaşar

genellikle saçı başı darma dağın, perişan bir görüntüye sahip olurdu. Cebirliden çıkarken ise traşı

yapılmış, üstü başı yıkanmış, karnı tok, sırtı pek bir şekilde ayrılırdı. Deli Yaşarın hemen hemen 2

metre boyunda bir sopası olurdu elinde. Onu yanından hiç ayırmazdı. O sopa Deli Yaşarın silahıydı.

Köylerdeki en vahşi köpeklere bile bu sopasıyla karşı kordu.

Ben Cebirli köyüne henüz yeni imam tain edilmiştim. Ne Deli Yaşarı nede köylüleri tanıyordum.

Sadece birkaç cami cemaatinden başka kimseyle tanışmıyordum henüz.

Cebirlinin camisinin bahçesinde şirin bir çeşme vardır. Cemaat abdest alır, zaman zaman köylüler

de testilerini doldururlar bu çeşmeden. Bu çeşmenin sayesinde caminin etrafı yemyeşil olur.

Köye geleli henüz 3-4 gün olmuştu. Bir ikindi vakti caminin çeşmesinde abdest almak için evden

çıktığımda çeşmede birini gördüm. Eli yüzü düzgün, sanırım yeni traş olmuş 35-40 yaşlarında

pantolonunun bekini kemeriyle iyce boğmuş, köylü kılıklı bir adam. Eğilmiş çeşmeden su içiyordu.

Yeni bir Cebirli insanıyla tanışmanın heycanıyla çeşmeye doğru yöneldim. Yanına yaklaştığımda

-Selamüm Aleyküm abi dedim.

Adam öyle bir irkildi ki anlatamam.Sanırım benden korkmuştu. Hafif geriye çekildi. Dimdik

dikildi. O uzun sopasını eline aldı. Ve bana öyle bir küfür salladi ki, şaşkınlığımdan dona kaldım.

-Senin........... Yaklaşma yanıma.

Şaşırmıştım. Aynı zamanda korkmuştum. Sopa hayli okkalı görünüyordu elinde. Bana bi indirse

kesin ikinciye gerek kalmazdı.

-Abi sen beni yanlış anladın. Ben bu köyün yeni imamıyım. dedim.

-Ülen dalga mi geçin sen beninen. Yaklaşma bak boynuyun sapına deyneği yersin. dedi

İçimden şu düşünceler gecti. Bu köyün insanları hep mi böyle aceba. Tam cebir adamları. İsimleri

de kendilerine çok yakışmış. Eğer bunların hepsi böyleyse yarın göçü toplarım ben diye içimden

geçirdim. Ama önce postu deldirmeden şu cebir adamından kurtulmalıyım.

-Abi valla ben bu köyün yeni imamıyım

-Ülen defol git başımdan, benimle dalga mi geciyon sen? Çoluk çocuktan imam mı olur?

- Yok abi ben yalan söylemem dedim.

-Bi kelime daha konuşursan, su diğnanen seni kara kara yakarım deyip kestirip attı.

Al başına belayı. Adama dikleneceğim, gözüm kesiyor. Ama elindeki deynek zalim. Ya ben hamle

yapana kadar, söylediği gibi, benim boynumun sapına bitane indirirse. Hem diğer köylüler bu işe ne

der. Hoca ilk günden kavgaya başladı demezler mi. Gelmeden karizmayı çizdirmiş oluruz. Baktım

adam bana inanmıyor, bari dayağı yemeden buradan uzaklaşayım dedim. İki adım geri attım. Benim

geri çekildiğimi görünce adam daha bir cesaretlendi. Sopasını şöyle havada bi salladı:

-Seni bidaha buralarda görürsem şu deyneği üstünde kirarım. dedi

-Aman abi sen ne diyorsun, ben bu köyün hocasıyım dedim

-Hadi len ordan, bide hocaymış, sen kimi kandırıyon dedi. Ve üstüme yürümeye başladı.

Tam lojmanın kapısına doğru tabanları yağlamak için plan yapıyordum ki, caminin bahçe

kapısından İsmail abi girdi. İsmail abi ile bir gün önce tanışmştık. Hızır gibi yetişti imdadıma.

Havada sallanan deyneği görünce durumu anlamış.

-Yaşar sen ne yapıyorsun? Bu bizim yeni hocamız, indir o sopayı elinden diye Yaşara çıkıştı.Yaşar:

-İsmal bu beni dövmeye kalktı, cami hocasıyım diye beni kandırıyor dedi. İsmail abi:

-Hadi Yaşarım sen buradan bi git, o seni dövemez artık ben varım dedi ve Yaşarı oradan gönderdi.

Yaşarın kim olduğunu da bana detaylıca anlattı.

- İsmail abi, bende bütün Cebirliler böyle zannettim dedim. Güldü ve

-Zamanla tanırsın hoca, Yaşar bir istisnadır dedi.

Böylece Deli Yaşarla tanışmış oldum. Zamanla diğer Cebirlileri de tanıdım. Anadolu Türk

köylüsüne mahsus bütün güzellikler Cebirli köylüsünde mevcuttur.

Aradan birkaç ay geçti. Ben Yaşarı da Cebirlileride iyce tanıdım.

Cebirlide o dönemlerde ufak çaplı ticaretle uğraşan Ayhan adında bir genç vardı. Ayhan Ankaradan,

İstanbuldan bazen pantolon, bazen tişört, bazen ayakkabı gibi şeyler getirir ve o köylerde satardı.

Ayhan bu defa erkek kot pantolonu getirmiş satmak için. Günlerden cuma. Cebirlinin camisinin

önünde baraj manzaralı bir teras vardır. Buradan baraji seyretmek insana huzur verir. Bir başkadır o

terastan baraj manzarası.

O gün cuma namazına Ayhan da gelmişti. Yanında büyükce bir canta vardı. Cemaatin arasında Deli

Yaşar da vardı. Yaşar namaz esnasında caminin içinde halının üstündeki karıncaları yakalar, onları

terastan aşağıya atar, camiyi karıncalardan temizler ve namaza kaldığı yerden devam ederdi.

Yaşarın namazı hiç bozulmazdı.

Namazdan sonra Ayhan cantasını caminin terasına açtı ve satış başladı. Cemaat merakla "Ayhan

bukez ne getirdin bakalım" diye başına toplandılar. İşler iyi gidiyordu. Ayhan 4-5 tane pantolon

sattı. Tam bu sırada Yaşar da bir pantolon kapmış üzerine



Cep Telefonu
ANKARA
Programı...
» ANKARA ile ilgili
önemli telefon ve
bilgiler...
» ANKARA firmaları...
» Cebinize Ücretsiz Yükleyin...
» Sizde programa bilgilerinizi girin
Bilgi ve yüklemek için tıklayın  
olup olmayacağını düşünüyordu. Boyuna

tutuyor, şöyle havaya kaldırıp bakıyordu. Köylülerden biri.

-Yaşar, caminin içine girde pantolonu bi giy, olacak mı bi bakalım dedi.

Yaşar denileni yaptı. Pantolonu giyip geldi. Kalabalıktan Yaşarı tavlamak için övgü sözleri gelmeye

başladı.

-Oooo Yaşar, bu pantolon tam sana göreymiş, çıkarma dediler.

Yaşar bu. Bu övgüleri duyar da çıkarırmı o pantplonu hiç.Yaşar eski pantolonunun ceplerini söyle bi

karıştırdı. Cebin birinden bin lira çıktı. Ayhana uzattı

-Ayhan ben bu pantolonu alıyorum, al paranı dedi. Ayhan:

-Yaşar oğlum, sen delimisin, pantolon onbin lira, sen bana bin lira veriyorsun.

Yaşar paranın değerini bilmiyordu. Yaşar sayıları da bilmiyordu. Yaşar için bin lira da paraydı,

yüzbin lira da paraydı. Ayhan parayı Yaşarın üstüne attı.

-Yaşar aslanım, al şu paranı, ver benim pantolonumu geri dedi.

Derken tartışma uzadı. Köylüler tiyatronun tadını çıkarıyorlar.

-Verme Yaşar, verme Yaşar... sesleri yükseliyor.

Yaşar bin lirayı Ayhanın üstüne geri fırlatıyor.

-Al oğlum paranı Ayhan, ben bu pantolonu geri vermem. Ayhan parayı Yaşara iade ediyor:

-Ülen sen manyak mısın nesin? Pantolon onbin lira diyorum, sen bin lira veriyorsun. Bu paraya bu

pantolon alınmaz. Yaşar ise.

-Niye alınamasın oğlum, elinki para da benimki para değil mi? Cemaatten:

-Yaşar, Ayhan senin paranı beğenmiyor. Niye alınmasın, para paradır sesleri yükseliyordu.

Bir müddet aradaki bin lirayı birbirinin üstüne atıp tartıştılar. Derken Yaşar sinirlendi. O uzun

deyneğine sarıldı.

-Bak Ayhan, canımı sıkma benim. Su diğnanen boynuyun sapına bi yapıştırısam, o zaman verirsin

pantolonu. Al şu parayı diyorum sana.

Köylüler Yaşara gaz vermeye devam ediyorlardı:

-Verme Yaşar pantolonu verme. Parasını ödüyorsun işte.

Ayhan şaşkın ve çaresiz kalmıştı. Ama pantolonu Yaşardan geri almaya da kararlıydı. Yoksa o

günün bütün karını Yaşar götürecekti.

Ayhan şöyle Yaşarın yanına yaklaşır gibi oldu. Yaşar o uzun sopasını kaptığıyla Ayhana hücum etti.

Ayhan başladı deynekten kurtulmak için caminin etrafında koşmaya. Ayhan önde Yaşar arkada

caminin etrafında iki tur attılar. Ayhan bir ara terasa çıktı ve terasta oturanların arkasına geçti.

Köylüler baktılar ki bu şakanın tadı kaçtı. Yaşarın şakası yok. Yakalasa Ayhana sopayı indirecek.

Araya girdiler.

Kim olduğunu tam olarak hatırlayamadığım birisi olaya noktayı koydu. Yaşarın pantolon parasını

ödedi ve olay kapandı.

Ayhan o amcadan onbin lırayı alınca Yaşarın bin lirasını geri vermeye kalkıştı. Yaçar tekrar

sopasına sarıldı.

-Ülen Ayhan canımı sıkma, o para pantolonun parası. Alacaksın dedi.

-Bütün köylüler gülüştüler. Ayhan da Yaşarın parasını kabul etmek zorunda kaldı.

İşte Cebirli insanını bu yüzden seviyorum ben. Gülmeyi de eğlenmeyide, almayıda, vermeyide,

sevmeyide sevilmeyide bilir. Yaşar gibi garibanlara kucak açar,korur, kollar.

Deli Yaşardı. Deli Yaşar aslında Cebirli

Musa Ertem

ANKARA Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »


HABERİ ARKADAŞINA GÖNDER
Haberi Yazdır
Arkadaşının Mail Adresi YORUMLAR
Yorum Ekle Tüm Yorumlar



DİĞER EKONOMİ HABERLERİ
Özelleştirilmesi Askıya Alınan
Elma üreticileri dert yandı!
Durmuş:Krizin dibini henüz görmedik
Konut kredi faizleri tepetaklak
İlk seans Hisse senetleri değer kazandı
Gaz verme işlemi yeniden başlanabilir
Hasan Girdal
Kurşunsuz benzin fiyatında artış
Mehmet Çinar sevgi ve saygılar


ANKARA İŞ İLANLARI
 
  ANKARA ilinde; 1.339 Firma Eleman, 141.440 Aday İş Arıyor   Sitede    Sitede Değil 
 • İş Ara , İş Bul     • Tüm ANKARA İlanları     • Eleman Ara     • İlan Yayınla • Sitene Ekle 

3.262.806  ÜYE  
Email:
Şifre:
ÜYE OL  |  Şifremi Unuttum


BelediyeMeydani.Com Bir İnternet Holding A.Ş. İştirakidir. © Copyright 1996 - 2008